PDF için tıklayınız...1) Felsefeyi hem kesin hem
de insan cinsine yararlı hale getirmeyi kendime görev ettikten sonra ve bu
amaçla Öklitçi kanıtların temellerini
araştırdıktan sonra, tarafımdan Mantık’ta betimlenen biçimi bir tarafa
bırakacak olursak, onun ontolojik kavramlara bağlı olduğunu anladım. Öklit tarafından kullanılan ilkeler, bir
taraftan nominal tanımlardır –ki bunlar gerçeği içermezler-, diğer taraftan
bunların çoğu ontolojik önermeler olan aksiyomlardır. Ve böylelikle
Matematik’in kesinliğini, ilk ilkelerini edindiği İlk Felsefe’ye borçlu
olduğuna kanaat getirdim. Bunun üzerine Felsefe’de teoremleri, yüklemi öznenin
belirlenimlerinden uygun çıkarımlarla elde etmekle kanıtlamaya çalışarak ve ilkeleri
yeniden kanıtlara başvurarak kanıtlanmaz olana dayandırmaya çalışırken; bu
çalışmada, Matematik de dâhil her tür gerçeğin sonunda İlk Felsefe’nin
ilkelerine vardığını keşfettim. Bu nedenle Felsefe’nin ve özellikle sözüm ona
yüksek fakültelerin, kesin ve yararlı olabilmeleri için, ancak İlk Felsefe bu
şekilde tasarlandığı taktirde bilimsel yönteme göre ele alınabilecekleri
konusunda şüphem kalmamıştı (s. 9).
Bu araştırması sonucu Wolff, İlk Felsefe’nin zorunluluğuna
kanaat getirir. Skolastik felsefecilerin elinde inanılırlığını yitirmiş olan ve
Yeniçağ felsefesiyle birlikte yıkılan İlk Felsefe’yi yeni temellerde yeniden
(“tamamıyla yeni kalıpta”(s. 11)) kurmaya yönelir. Bunun için Ontoloji’nin
Skolastikçilerin elinde almış olduğu karanlık ve verimsiz biçiminden
kurtarılması icap etmektedir. Bunun sonucu olarak Ontoloji’nin kavramlarının
açık ve seçik olmasına ulaşılacaktır –ki Ontoloji’nin kavramları “rehber
kavramlardır” (17).
Ontoloji’nin kavramlarının açık ve seçik olması nasıl elde
edilecektir?
İlk önce Ontoloji’nin ismini araştırma nesnesinin
kendisinden alması gerekmektedir. Dolayısıyla Ontoloji’nin kavramlarının açık
ve seçik olması için, onların şeylerin kendilerinden kazanılması gerekmektedir.
Wolff burada gerçekçi bir Ontoloji kavramı ile
çalışmaktadır. Wilhelm Dilthey geleneğinde Ontoloji’yi epistemolojik (hatta
tanrısız teolojik = tanrısız “onto-teolojik”) olarak kuran Martin Heidegger’in
tersine, Wolff, Aristotles, Descartes ve Leibniz geleneğinde Ontoloji’yi
ontoloji olarak idealist değil gerçekçi temelde kurmayı hedefliyor. Rasyonalist
geleneğin sürdürücüsü de olsa Wolff’un yapmış olduğu açıklamalar böyle bir
izlenim uyandırıyor. Wolff’a göre Ontoloji’nin bir bilim olarak en azından “gözlerinin”
dünyaya ve insana dönük olması gerekiyor.
2)
…Ontoloji’de sadece
yeterince kavranabilen, açıkça gerçek olarak bilinebilen ve insan yaşamının
durumlarına uygun bir şekilde uygulanabilen öğretilmelidir (s. 23).
Wolff’a göre Ontoloji’nin Skolastik karanlık biçiminden
kurtulup bir bilim olarak kurulabilmesi için yöntemin iyi seçilmesi gerekir. Wolff
biri bilimsel diğeri keyfi olmak üzere iki farklı yöntemden bahsediyor. Bunlar
“nominal tanım” (Nominaldefinition) ve
“tanıtlama yöntemi” (demonstrative
Methode). Bunlardan ilki keyfi (willkürlich),
ikincisi bilimseldir (wissenschaftlich)
(s. 21-23).
3)
Ontoloji ya da İlk
Felsefe genel olarak varolanın bilimidir ya da eğer o varolan ise (onun
bilmidir) (s. 19).
Ontolojinin diğer adının “İlk Felsefe” olmasının nedeni, sonuç
çıkarmak için başvurulan ilk ilkeleri ve ilk kavramları öğretiyor olmasıdır.
Bu doğal olarak Ontoloji’nin diğer bilimlerle olan
ilişkisinin ne olduğu ve nasıl anlaşılması gerektiğine dair soruların
oluşmasına sebep olmaktadır. Nedir o halde İlk Felsefe’nin diğer bilimlerle
olan ilişkisi? Şöyle diyor Wolff:
4)
Eğer Mantık’ta, Pratik
Felsefe’de, Fizik’te, Doğal Teoloji’de, Genel Kozmoloji’de ve Psikoloji’de her
şeyin sıkı bir şekilde kanıtlanması gerekiyorsa, sıkça ontolojik ilkelerin
uygulanması gerekmektedir. Bu nedenle Ontoloji’de sadece yeterince açıklanmış
olana ve şüphe götürmez deneyime ve kanıta dayandırana yer vermek gerekir (21/22).
Alıntılanan kaynak:
Christian Wolff,
Erste Philosophie oder Ontologie
İlk Felsefe ya da Ontoloji (Latince-Almanca),
yay. Dirk Effertz,
Felix Meiner Verlag, Hamburg, 2005.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder